Fertijin

Ferti-Jin Hakkında

Çocuk Özleminizi Bitiriyoruz.

Kadın sağlığı ve kısırlık alanında uzman ve deneyimli kadrosuyla faaliyet gösteren Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezi, dünyadaki en gelişmiş sağlık teknolojileri ve uygulamalarının güvenle kullanıldığı modern bir merkezdir. İstanbul Etiler’ deki Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Tüp Bebek Merkezimiz’ in bünyesinde ameliyathane, tüp bebek ünitesi ve androloji laboratuarında kısırlık ve tüp bebek tedavilerinin yanı sıra tüm biyokimya, mikrobiyoloji ve endoklinolojik tetkikler yapılmaktadır.

Ferti-jin bugüne kadar onbinlerce anne-baba adaylarının tanı ve tedavilerini başarı ile uygulayıp çocuk özlemi çeken aileleri çocuklarına kavuşturmuştur.

fertijin-icon

Kliniğimizde Uygulanan Tedavilerimiz

Kadın sağlığı ve infertilite (kısırlık) alanında uzman kadromuz ile faaliyet göstermekteyiz.

Aşılama

Aşılama

Tüp Bebek İntrauterin İnseminasyon (Aşılama)

Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi çocuğu olmayan çiftlere uygulanan en yaygın tedavilerden biridir. Aşılama tedavisi sperm sayısı, yapısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır. Aşılama tedavisi uygulanmadan önce erkekten alınan meni örneği sayı, hareket, yapı ve antisperm antikorları yönünden detaylı olarak incelenir. Kadın eşin ise tüplerinin açık olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir.

Ovulasyon İndüksiyon

Ovulasyon İndüksiyon

Yapılacak olan tedavi ovulasyon olmamasının nedenine göre değişir.

Ovulasyon olmaması erken menopoza bağlı ise uygulanabilecek tedavi çok sınırlıdır. Bu durumda menopoza bağlı kemik erimesi, vajinal kuruluk ve benzer bulguları ortadan kaldırmak için östrojen ve progesteron tedavisi uygulanır.

Hastada prolaktin (süt üretimini sağlayan hormon) düzeyi yüksek ise bromokriptin tedavisi uygulanmalıdır.


Mikro Enjeksiyon

Mikro Enjeksiyon

İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) olarak da adlandırılan mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine enjekte edilir. Bu işlemden önce çeşitli kimyasallar kullanılarak yumurtanın etrafındaki hücreler temizlenir. Mikroenjeksiyon işlemi özel mikroskoplara takılan mikropipetler yardımı ile gerçekleştirilir. 1992 yılından beri uygulanmakta olan ICSI işlemi ile döllenme oranları %80' 90'lara ulaşmıştır. Mikroenjeksiyon işlemine hazırlık ve enjeksiyon sonrasındaki basamaklar tüp bebek tedavisi ile aynıdır.

TESE

TESE

Menide hiç sperm hücresi olmayan vakalarda sperm hücreleri üreme kanallarından veya testis dokusundan (yumurtalıklardan) elde edilerek mikroenjeksiyon işlemi gerçekleştirilebilir. Lokal anestezi ile gerçekleştirilen bu işlemler yaklaşık 30 ila 60 dakika sürer. Bu işlemlerin erkek cinsel sağlığına hiç bir olumsuz etkisi yoktur. Bu programa alınan erkek hastalar bir ürolog tarafından değerlendirilir ve işlem hakkında bilgilendirilir. Menide hiç spermi bulunmayan vakaların yanı sıra, menide normal yapıda spermi olmayan veya bulunan spermlerin hepsinin ölü olduğu vakalar bu işlemler için aday olabilirler.

Lazer İle Tomurcuklanma

Lazer İle Tomurcuklanma

Gebeliğin oluşumunda en önemli basamak gelişen embryonun anne rahmine yerleşmesidir. Anne rahmine tutunmadan önce embryonun çevresindeki zona denilen dış tabakası incelerek kaybolur. Böylelikle embryo hücreleri zona dışına doğru tomurcuklanır ve anne rahmine tutunabilir. Bu işlemin kolaylaştırılması için gelişmiş laboratuvar olanakları ile zona tabakasında bir pencere açılabilir. Bu işlem mekanik olarak ince pipetler yardımı ile yapılabileceği gibi, lazer veya kimyasal asit kullanarak da gerçekleştirilebilir.

Blastotist Transferi

Blastotist Transferi

Döllenen yumurta bölünerek ikinci günde 2-4 hücreli hale gelir ve klasik tüp bebek uygulamalarında bu evredeki embryo anne rahmine transfer edilir. Doğal yollardan elde edilen gebeliklerde ise embryo rahme beşinci günde blastosist adı verilen çok hücreli evrede ulaşır. Bu evredeki embryonun rahme tutunabilme şansı daha yüksektir. Günümüzde geliştirilen özel besi yerleri ve bunları destekleyen özel hücreler ile embryoları blastosist dönemine kadar geliştirmek mümkündür.

Embriyo Dondurulması

Embriyo Dondurulması

Mikroenjeksiyon ve tüp bebek yöntemi ile elde edilen fazla sayıdaki embryoların daha ilerideki uygulamalarda kullanılmak üzere dondurulması işlemedir. Çeşitli kimyasalların yardımı ile dondurma işlemine dayanıklı hale getirilen embryolar, özel cihazlarda dondurulduktan sonra, sıvı nitrojen içinde (-196oC'de) tekrar kullanılacağı zamana dek saklanır. Bu embryolar ileride kullanılmak istenildiğinde özel kimyasallar yardımı ile çözülür ve normal gelişimlerine devam eden embryolar ana rahmine transfer edilir.

Aşı Tedavisi

Aşı Tedavisi

Israrla gebelik elde edilemeyen infertil çiftlerde lenfosit aşısı uygulamaları başarılı sonuçlar veriyor. Son yıllarda immünoloji (bağışıklık bilimi) alanındaki gelişmelerle birlikte yapılan araştırmalar, nedeni izah edilemeyen infertilite vakalarının büyük bir bölümünün bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olabileceğini ve bunların birçoğunun yeni tedavi yöntemleri ile önlenebileceğini gösteriyor.

Lenfosit Aşısı

Lenfosit Aşısı

Israrla gebelik elde edilemeyen infertil çiftlerde lenfosit aşısı uygulamaları başarılı sonuçlar veriyor. Son yıllarda immünoloji (bağışıklık bilimi) alanındaki gelişmelerle birlikte yapılan araştırmalar, nedeni izah edilemeyen infertilite vakalarının büyük bir bölümünün bağışıklık sistemindeki bozukluklara bağlı olabileceğini ve bunların birçoğunun yeni tedavi yöntemleri ile önlenebileceğini gösteriyor. Bağışıklık sistemi, insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan karmaşık bir sistemdir. Bağışıklık sistemi proteinleri tanıdık veya yabancı olarak gruplayarak yabancı olarak grupladığı proteinlere karşı savaş açar...

Son Gelişmeler

Son Gelişmeler

Tüp bebek ve mikroenjeksiyon tedavilerindeki son gelişmeler bebek arzusu içinde olan bir çok aileye mutlu sonuçlar vermekte. Bilim adamları bu alandaki çalışmalarını her geçen gün yoğunlaştırmakta ve imkansız gibi görünen vakalar dahi tedavi edilebilmektedir. Son yirmi yıldır başarı ile sürdürülen Tüp bebek tedavisinde son yıllarda gelişmeler oldu. Böylelikle tedavinin başarısı arttı ve daha önce olumsuz sonuçlanan uygulamalar yeni teknolojiler ile gebelikle sonuçlandı. Birden fazla uygulama yapılmasına rağmen sonuç alınamayan vakalarda en önemli sorun elde edilen embryoların anne rahmine nakledilmesinden sonra tutunamamasıdır.

Micro TESE Uygulaması

Micro TESE Uygulaması

Mikro-TESE; ağır erkek kısırlığı tedavisinde uygulanan yeni bir cerrahi yöntemdir. Özellikle üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm durumunda sperm elde etmek için uygulanan bir cerrahi yöntemdir. Mikro-TESE yöntemi mikroskop altında yapılmaktadır. Erkek kısırlığı tedavisinde üreme kanallarında tıkanıklık olmayan azosperm vakaları için uygulanan bu yeni yöntem, çocuk sahibi olmak isteyen çiftlere yeni bir kapı açıyor.

Mikro-TESE ayakta tedavisi mümkün olan lokal ya da genel anestezi ile mikroskop altında yapılan cerrahi bir işlemdir. Operasyonun mikroskop altında yapılması, testislerde sperm içeren bölgelerin tanımlanmasını, sperm kanallarının belirlenmesini ve bu bölgelerden direkt olarak sperm çıkarılmasını sağlamaktadır. Bu hastalardan mikro cerrahi ile sperm elde ediliyor. Bu yöntemle elde edilen spermler, eşlerinden alınan yumurtalara enjekte edilerek (mikroenjeksiyon tipi tüp bebek) bu çiftlerin sağlıklı çocuk sahibi olabilmeleri sağlanıyor.

Tüp Bebek

Tüp Bebek

Tüp bebek tedavisi yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embryoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir.

Tüp bebek tedavisi ilk kez 1978 yılında Dr. Edwards ve ekibi tarafından İngiltere'de uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde (yumurtalık kanallarında) tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik infertilite, erkeğe bağlı infertilite ve nedeni bilinmeyen infertilite vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.

Üreme Sistemi

Üreme Sistemi

Çocuk sahibi olamayan kadınların %25' inde ovulasyon (yumurtlama) düzensizlikleri vardır bunun nasıl oluştuğunu anlayabilmek için, yumurtalık fonksiyonlarının bilinmesi gerekir.

Üreme çağında yumurtalıkların iki ana fonksiyonu vardır; bunlardan biri düzenli adet kanamalarının arasında yumurta üretimi, diğeri ise östrojen ve progesteron hormonlarının salınmasıdır. Bu hormonlar yumurtayı döllenmeye, Fallop tüplerini de embryo transferine hazırlar ve döllenen embryonun rahimde tutunabilmesi için gerekli ortamı sağlar. 

Üreme Ve İnfertilite

Üreme Ve İnfertilite

Bir adet yumurtanın döllenebilmesi için bir adet sperme ihtiyaç vardır. Vajinaya boşalan spermlerin birçoğu yumurtaya ulaşmadan canlılığını kaybeder. Her ejakülasyonda (boşalmada) 100-300 milyon arasında sperm vajinaya boşalır. Sperm yoğunluğu mililitrede 20 milyondan az ise gebelik şansı azalır. Sperm sayısının yanında sperm hareketliliğinin, yapısının ve yumurtayı dölleyebilme yeteneğinin de çok önemli olduğu unutulmamalıdır. Önce çok yoğun olan meni ejakülasyondan 20-30 dakika sonra sıvılaşır. Spermler rahim ağzındaki mukusu geçerek Fallop tüplerine (yumurtalık kanallarına) ulaşır. Sperm ve yumurta Fallop tüp lerinin orta kısmında karşılaşır...

Üreme Sağlığı

Üreme Sağlığı

Üreme sağlığının tanımı; “Üreme sistemi, onun fonksiyonları ve işleyiş süreci ile ilgili, sadece hastalık ve sakatlığın olmaması değil, tüm bunlara ilişkin fiziksel, mental ve sosyal yönden bütünüyle iyi olma durumudur” (WORLD Health Organization, 1999). Üreme sağlığı aynı zamanda, insanların tatmin edici ve güvenli bir cinsel yaşamlarının olması, üreme yeteneğine sahip olmaları, üreme yeteneklerini kullanmada karar verme özgürlüğüne sahip olmaları demektir. 

İnfertilitenin İncelenmesi

İnfertilitenin İncelenmesi

Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20'dir. Çiftlerin yarısından çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde edemiyorsanız doktora başvurmanız gerekir. İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları gerekir.

İnfertilitenin Nedenleri

İnfertilitenin Nedenleri

Sağlıklı çiftlerin her ay gebe kalabilme şansı %20'dir. Çiftlerin yarısından çoğu 6 ay içinde gebelik elde eder. Eğer herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamadan 12 aydır düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen gebelik elde edemiyorsanız doktora başvurmanız gerekir. İnfertiliteye neden olan problem kadın eşte, erkek eşte veya her iki eşte birden olabileceği için doktora mutlaka çiftlerin beraber başvurmaları gerekir.

35 Yaş Üzeri İnfertilite

35 Yaş Üzeri İnfertilite

Yaş gebelik için kesin bir engel değildir fakat yaş ilerledikçe düzenli cinsel ilişkide bulunulmasına rağmen gebelik elde edilene dek geçen süre uzar. 25 yaşındaki bir kadın genellikle 2-3 ay içinde gebe kalabilirken 35 yaşın üzerindeki normal kadınlarda bu süre 6 aydan daha uzun sürebilir. Düşük yapma riski ise 30 yaşına kadar %10, otuzlu yaşlarda %13, kırklı yaşlarda %34'e yükselir ve elde edilen bir gebeliğin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi zorlaşır.

Prekonsepsiyon Dönemi

Prekonsepsiyon Dönemi

Prekonsepsiyon dönemi olarak adlandırılan gebelik öncesi dönem, sağlıklı bir bebek sahibi olabilmek için çiftlerin kendilerini fiziksel ve psikolojik olarak hazırlayabileceği bir süreçtir. Döllenme ve implantasyon (döllenen yumurtanın rahmin iç tabakasına tutunması) ile başlayan gebelik sürecinde bebeğin organlarını oluşturan hücreler büyük bir hızla bölünerek çoğalır ve oluşturacakları organ sistemlerine göre farklılaşır...

Yaşam Tarzı

Yaşam Tarzı

Günümüzde gebeliğin ilk haftalarının önemi daha iyi anlaşılmıştır, ilk 12 haftada bebeğin organları oluşur. Birçok kadın henüz gebe olduğunu anlamadan bebeğin birçok organı gelişmiştir. Anne adayının yaşam şekli gelişmekte olan bebeği etkiler. Çocuk sahibi olmaya karar veren çiftler yaşam tarzlarını gözden geçirip düzenlemelidir.

Beslenme

Beslenme

Dengeli ve sağlıklı beslenme sağlıklı çocuk sahibi olabilmek için çok önemlidir. Çiftlerin sağlıklı beslenmesi yumurta ve sperm kalitesini ve döllenmeyi etkiler. Gebelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların gebelik süresince devam ettirilmesi çok önemlidir. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur.

Gebelik öncesi dönemden itibaren temel besin gruplarının hepsinden her gün alınmasına, günde 3 öğün yemek yenmesine ve kalsiyum, demir, folik asit gibi önemli vitamin ve mineralleri içeren besinlerden yeterli miktarlarda alınmasına dikkat edilmelidir.

Egzersiz

Egzersiz

Egzersizin gebeliğe etkisi; Gebelik döneminde birçok vücut fonksiyonu değişir. Bu değişiklikler bebeğin beslenebilmesini ve yeteri kadar oksijen alabilmesini sağlar. Gebelik döneminde kan hacmi, kalbin iş yükü, böbrek fonksiyonları, solunum ve metabolizma artar. Egzersiz sırasında kalp hızlanır, kas ve cilde kan akımı artar ve vücut ısısı yükselir. Gebelik öncesi dönemde özellikle doğum kontrol yöntemi uygulamıyorsanız menstrual siklusun ikinci yarısında vücut ısınızı arttıracak egzersizlerden kaçınmanız gerekir. Egzersiz sonrasında sıcak duş almaktan veya saunaya girmekten de kaçınılmalıdır.

 

 

Çevresel Faktörler

Çevresel Faktörler

Ev, çalışma ortamı ve çevredeki kimyasal ve benzeri maddelerin birçoğunun gebelik ve gelişmekte olan bebek üzerindeki etkileri çok iyi bilinmemektedir. Bir çift çocuk sahibi olmaya karar verdikten sonra gebelik öncesi dönemden doğuma kadar olan süreçte mümkün olduğunca bu maddelere maruz kalmaktan kaçınmalıdır. Gebelik öncesi dönemde bulunduğunuz ortamlarda size zararlı olabilecek maddelerin varolup olmadığını araştırarak gerekli önlemleri almanız gerekir.

İlaç Kullanımı

İlaç Kullanımı

Hamilelik dönemi ve öncesinde reçeteli veya reçetesiz satılan tüm ilaçları kullanmadan önce bu dönemde kullanılıp kullanılamayacaklarının araştırılması gerekir. Gebelik dışında kullanıldığında hiçbir yan etkisi olmayan ilaçlar dahi gebelik döneminde kullanıldığında gelişmekte olan bebeğe zarar verebilir. Herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan bir kadın menstrual siklusun ikinci yarısında gebe olduğunu düşünerek gerekli önlemleri almalı ve kendine zarar verebilecek şeylerden kaçınmalıdır.

Genetik

Genetik

Gebeliğe karar verdiğiniz zaman sizin ve eşinizin ailelerindeki bireylerde Down Sendromu, zeka geriliği, kan hastalıkları, doğuştan kalp hastalıkları, iskelet sistemine ait problemler, kas hastalıkları, epilepsi (sara), kistik fibroz, metabolik hastalıklar olup olmadığını değerlendirmeniz ve araştırmanız gerekir. Akraba evliliği, anne yaşının ileri olduğu gebelikler, önceki gebeliklerin düşükle sonlanmış olması, ölü veya anomalili bebek dünyaya getirmiş olmak genetik danışmanlık almanızı gerektirir.

Üreme Sağlığı

Üreme Sağlığı

Üreme organlarının durumu ve hastalıkları gebeliği direkt olarak etkiler. Planlanan gebelik öncesinde hekiminize danışarak kullandığınız doğum kontrol yöntemini ne zaman bırakmanız gerektiğini öğrenebilirsiniz.

- Myomlar: Myom küçük ise genellikle gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam etmesini engellemez. Gebelik döneminde myomlar büyüyerek rahim ağzını kapatıp doğumu güçleştirebilir, bu durumda sezaryen ile doğum önerilir. Büyük myomlar erken doğum riskini arttırır. Gebelik öncesinde ultrasonografik inceleme ile myomlar belirlenerek gerekli önlemler alınır. Büyük myomlar gebeliğin elde edilmesini de engeller.

Sağlık Sorunları

Sağlık Sorunları

Gebelik kadının vücudunda birçok değişimin meydana geldiği bir dönemdir. Gebelik öncesinde kontrol altında olan birçok sağlık problemi gerekli önlemler alınmazsa gebelik döneminde hem anne hem de bebeğin sağlığını tehdit eder.

Sağlık problemi olan kadınlar hem jinekolog hem de takibinde oldukları hekimin incelemesinden sonra gebeliğe karar vermelidir. Kronik hastalık nedeni ile ilaç kullanan kadınların ilaç dozlarının gebeliğe göre ayarlanması ve daha yakından takip edilmesi gerekir. Anne adayındaki sağlık problemlerinin kontrol altında olması bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir.

İleri Yaş Gebelik

İleri Yaş Gebelik

Günümüzde ileri yaşta çocuk sahibi olmak isteyen kadınların sayısı artmıştır. Kadının yaşı ilerledikçe yumurtalıkların fonksiyonları yavaşlar ve yumurtalar yaşlanır dolayısı ile gebelik elde edilmesi zorlaşır. Otuzbeş yaştan sonra her menstruel siklusta ovulasyon (yumurtlama) olmayabilir. Yaş ilerledikçe Down Sendromu gibi kromozomal hastalıkların görülme olasılığı ve düşük ihtimali artar.

Gebelik ve Aşılar

Gebelik ve Aşılar

Gebelik sırasında geçirilen bulaşıcı hastalıklar hem anne hem de bebek için tehlikeli olabilir. Özellikle gebeliğin ilk haftalarında geçirilen bazı hastalıklar düşük veya doğumsal defektlere neden olabilir. Bakteriyel ve viral enfeksiyonlar annede herhangi bir yakınmaya neden olmasa bile embryoya zarar verebilir. Birçok aşı az miktarda canlı mikroorganizma içerir. Aşılar enjekte edildiğinde vücutta içerdikleri mikroorganizmalara karşı bağışıklık gelişmesini sağlar ve ileride aynı mikroorganizma ile karşılaşıldığında enfeksiyon çok hafif atlatılır. Canlı aşılar bebeği enfekte edebilir, bu nedenle gebelik döneminde bu aşılar yapılmaz. Enfeksiyon hastalıkları gebeliğin ilk döneminde geçirildiğinde gebeliğin düşükle sonlanmasına veya bebekte doğumsal defektlerin gelişmesine neden olabilir...

Gebeliğe Bağlı Yakınmalar

Gebeliğe Bağlı Yakınmalar

Gebeliğin 1. ve 2. üç aylık döneminde yorgunluk en sık görülen yakınmalardan biridir. Hormonal değişikliklere bağlı kalbin iş yükü artar, bunun yanında artan enerji ihtiyacı anne adayının kendini yorgun hissetmesine neden olur. Bu dönemde vücudunuzun ihtiyacına göre yorgunluk hissettiğinizde yaptığınız işe ara vererek dinlenin. Öğleden sonra 45 dakika kadar uyumaya çalışın. Yorgunluk yakınmanız sizi çok rahatsız ederse hekiminize danışın.

Sağlık Problemleri

Sağlık Problemleri

Gebeliğin 1. ve 2. üç aylık döneminde yorgunluk en sık görülen yakınmalardan biridir. Hormonal değişikliklere bağlı kalbin iş yükü artar, bunun yanında artan enerji ihtiyacı anne adayının kendini yorgun hissetmesine neden olur. Bu dönemde vücudunuzun ihtiyacına göre yorgunluk hissettiğinizde yaptığınız işe ara vererek dinlenin. Öğleden sonra 45 dakika kadar uyumaya çalışın. Yorgunluk yakınmanız sizi çok rahatsız ederse hekiminize danışın.

Gebelik Ve Yaşam

Gebelik Ve Yaşam

Tatil mekânını seçerken iyi düşünmelisiniz. Aşırı sıcak ve yüksek rakımlı bölgeler anne adayları için uygun değildir. Yurtdışına gitmeyi planlıyorsanız, az gelişmiş ülkelere yapılacak seyahatlerden kaçınmalısınız. Bu ülkelere yapılacak olan seyahatler sırasında hem o ülkedeki tıbbı imkânların yetersizliği hem de bu ülkelerde yaygın olarak görülen malarya (sıtma) gibi mikrobik enfeksiyonlar gebeliği olumsuz etkiler.

Ergenlik Dönemi

Ergenlik Dönemi

Ergenlik dönemi, çocukluktan genç kızlığa adımların atıldığı bir dönemdir. Bu dönemde bedensel gelişim ve kişilik gelişimi çok hızlıdır. Kızlarda -10 yaşlarında başlayan bu değişim 18 yaşına dek devam eder. Sağlıklı bir kadın olabilmek için gerekli olan değişimlerin gerçekleştiği ergenlik öneminde, beyin ve üreme organları vücudun diğer bölümlerine hormonlar adı verilen kimyasallar aracılığı ile mesajlar gönderir. Kızlar ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha önce girer. Bu büyüme ve gelişim sürecini kişinin kendisinin düzenlemesi mümkün değildir. Bu süreç ancak vücut hazır olduğunda başlar.

Üreme Organı

Üreme Organı

Adet Siklusu

Adet Siklusu

Ergenlik döneminde beyinden gelen uyarılar, yumurtalıklardan östrojen ve progesteron adı verilen hormonların salınmasını sağlar. Adet siklusu bu hormonlar tarafından düzenlenir. Kız çocukları doğduğunda yumurtalıklarında 400.000 civarında yumurta vardır. Doğumdan ergenlik dönemine dek geçen sürede yumurtaların bir kısmı dejenere olur. Ergenlik ile birlikte her ay bir yumurta olgunlaşarak atılır. İlk adet kanamasına menarş denir. Adet kanaması 9-16 yaşları arasında başlar.

1-14.Gün; Bu günler siklusun östrojen fazı olarak da adlandırılır. Adet kanamasının başladığı ilk gün östrojen en düşük düzeydedir. Hipofiz bezine gönderilen sinyaller ile FSH adı verilen hormon salınır, bu hormon yumurtalıklardan östrojen üretimini uyarır.

Jinekolojik Muayene

Jinekolojik Muayene

İlk Jinekolojik Muayeneden Korkmayın

Jinekoloji ,cinsel sağlığı ve üreme sağlığını korumaya yönelik kadınlara özel tıbbi bir bakımdır. Bu bakım; hastalıklardan korur, kanserlerin erken tanısını, üreme organlarını etkileyen enfeksiyonların erken tanı ve tedavisini ve daha sonra görülebilecek kısırlık gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar.

Genital Hijyen ve Enfeksiyonlar

Genital Hijyen ve Enfeksiyonlar

Genital hijyenin sağlanması, kadın sağlığı ve üreme sağlığının korunmasında ki en önemli basamaktır. Sağlıklı bir genç kızda genital organlar flora olarak adlandırılan bir çok mikroorganizmayı içerir. Bu mikroorganizmalar arasındaki dengenin bozulması enfeksiyonlara yol açarak üreme sağlığına zarar verebilir.

Genç Kız ve Spor

Genç Kız ve Spor

Fazla spor yapmak zararlı mıdır?

Düzenli egzersiz ve spor yapmak sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Fazla ve ağır spor yapan genç kızlarda bu duruma beslenme bozukluğu eklendiğinde östrojen (kadınlık hormonu) azalır. Adet sikluslarının düzeni bozulur ve amenore (adet kanamasının hiç olmaması). Östrojen eksikliğine bağlı kemik erimesi başlar. Ağır spor yapan kızların % 60'ında amenore görülür.

Ergenlik Dönemi Niye Gecikir?

Ergenlik Dönemi Niye Gecikir?

- En sık görülen neden yapısal gecikmedir. Araştırdığınızda ailenin diğer bireylerden bazılarının da ergenlik dönemine geç girdiği öğrenelir.
- Şeker, astım, böbrek hastalıkları gibi kronik hastalıklar,
- Beslenme bozuklukları,
- Hipofiz ve tiroid bezlerindeki bozukluklar,
- Genetik hastalıklar,
ergenlik döneminin gecikmesine neden olur.

Her 100 gençten birinde ergenlik dönemi gecikir. Bu durumda genç kızın ailesi ile beraber bir hekime başvurması ve gecikmen nedeninin belirlenerek tedavi edilmesi gerekir.

Aşırı Tüylenme

Aşırı Tüylenme

Adet kanamalarının başlaması ile genç bir kızın vücudunda hormonlara bağlı ve kadına özgü değişiklikler olur. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler, yumurtalıklar, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir.

Aşırı tüylenme yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert tüylerin çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında hormonal bir düzensizliği de gösterir.

Üreme Organları

Üreme Organları

Kadın üreme organları, iç ve dış genital organlardan oluşur.

Dış genital organlar; vulva adı verilen iç ve dış dudaklar, klitoris, hiymen (kızlık zarı) ve çeşitli bezlerden oluşur.

- Vulva; Vajina açıklığını çevreleyen iç ve dış dudaklar yağ dokusu, ter bezleri, kan damarları ve kıl kökleri içeren deri kıvrımlarıdır.

- Klitoris; Erkeklerde penisi oluşturan yapının kadınlardaki kalıntısı olan klitoris cinsel aktivite sırasında kanla dolarak sertleşen dokulardan oluşur.

- Hiymen; Kızlık zarı vajina açıklığının dış kısmını kaplayan ince bir zardır.

Jinekoloji Muayene

Jinekoloji Muayene

Jinekoloji cinsel sağlığı ve üreme sağlığını korumaya yönelik kadınlara özel tıbbi bir bakımdır. Bu bakım; hastalıklardan korur, kanserlerin erken tanısını, üreme organlarını etkileyen enfeksiyonların erken tanı ve tedavisini ve daha sonra görülebilecek kısırlık gibi komplikasyonların önlenmesini sağlar. Hangi yaşta grubunda olduğunuza, evli veya bekar olmanıza, cinsel hayatınız aktif olup olmamasına bakılmaksızın iyi bir jinekolojik bakım kadın sağlığının anahtarıdır. 18 yaş ve üzerindeki tüm kadınlar mutlaka her yıl jinekolojik kontrolden geçmelidir.

Endometriozis

Endometriozis

Endometriozis rahim içini döşeyen, endometrium olarak adlandırılan dokunun rahim dışında da bulunmasıdır. Endometriozis çoğunlukla yumurtalıklar, yumurtalık kanalları (tüpler) ve rahmin dış yüzeyinde görülür. Nadir olarak vücudun diğer bölgelerinde de görülmektedir. Rahim içi doku menstrual siklus (adet siklusu) boyunca östrojen ve progesteron hormonlarının etkisi ile değişiklik gösterir. Östrojen hormonun etkisi ile büyüyüp gelişen endometrium, menstrual siklusun ikinci yarısında östrojen ve progesteron hormon düzeylerinin düşmesi ile dökülmeye başlar. Dökülen endometrial doku menstrual kanama (adet kanaması) ile atılır. Endometriozis hastalığında rahim dışında yerleşen endometrial dokularda da hormonal uyarılara bağlı değişiklikler görülür ve kanama olur, bu kan çoğu zaman atılamadığı için birikerek etraftaki doku ve organlara zarar verir.

Over Kistleri ve Tedavisi

Over Kistleri ve Tedavisi

Kist içi sıvı dolu yapıdır. Her yaştaki kadında görülebilen kistler bazen bir portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Yumurtalık kistlerinin birçoğu zararsız olsa dahi ağrıya yol açabilir ve çok büyüdüklerinde patlayabilirler.Menopoz sonrası dönemde yumurtalıklarda oluşan büyümeler yumurtalık kanserine bağlıdır.
Fonksiyonel kistler; Yumurtlamadaki bozukluklara bağlı olarak oluşan, genellikle ağrı yapmayan ve kendiliğinden kaybolan kistlerdir. Ağrıya neden oluyorsa veya büyüyorsa cerrahi olarak çıkartılması gerekebilir.

Aşırı Tüylenme

Aşırı Tüylenme

Adet kanamalarının başlaması ile genç bir kızın vücudunda hormonlara bağlı ve kadına özgü değişiklikler olur. Sağlıklı bir hormonal yapı için beyindeki merkezler, yumurtalıklar, tiroid ve böbrek üstü bezlerinin uyum içinde çalışması gerekir.

Aşırı tüylenme yüz, göğüs, karın, sırt, kol ve bacakların üst kısmında uzun kalın ve sert tüylerin çıkmasıdır. Bu durum kozmetik bir problemin yanında hormonal bir düzensizliği de gösterir.

Polikistik Over Sendromu

Polikistik Over Sendromu

Polikistik over sendromunda androjen miktarı artmış, yumurtlama ve adetler düzensiz veya yoktur. Ultrasonografik incelemede yumurtalıkların etrafında küçük ve çok sayıda kist vardır. Polikistik Over Sendromu sendrom üreme çağındaki kadınları etkiler. Aşırı tüylenmenin yanı sıra, ciltte yağlanma ve sivilce oluşumu da görülür. Polikistik over sendromu kadınlarda en sık görülen hormonal bozukluktur. Bu sendromda östrojen (kadınlık hormonu) düzeyi yüksek, progesteron seviyesi düşüktür. Bu durum rahim kanseri gelişmesi ihtimalini arttırır. Beyinden salınan luteinize edici hormonun, folikül uyarıcı hormona olan oranı normalde 2:1 den azdır. Polikistik over sendromunda bu oran 2 veya 3ün üzerindedir. Ayrıca yine hipofiz bezinden salınan ve göğüslerde süt üretimini uyaran Prolaktin hormonunun düzeyi de yükselmiştir. Polikistik over sendromunda üreme problemlerine sık rastlanır ve tüp bebek gibi yardımcı tedavilerden iyi sonuçlar alınır. Şişmanlık ve yüksek insülin düzeyleri çoğunlukla tabloya eşlik eder. İnsülin pankreasta üretilen ve kan şekerini kontrol eden bir hormondur. Polikistik over sendromunda hücresel seviyede insüline karşı direnç vardır. Bu nedenle kanda insülin ve şeker seviyeleri yükselmiştir. Bu vakalarda şeker hastalığı, hipertansiyon, yüksek kan kolesterol seviyesi ve kalp-damar hastalıkları sık görülür.

İdrar Kaçırma ve Rahim Sarkması

İdrar Kaçırma ve Rahim Sarkması

Rahim sarkması yaşın ilerlemesi ve vajinal dokulardaki yaralanmalar sonucu görülür. Bu probleme ait yakınmalar genellikle menopoz sonrası dönemde ortaya çıkar.

Rahim sarkmasına bağlı yakınmalar pelvik bölgede ağırlık hissi, sırt ağrısı, özellikle ayakta dururken ve yürürken artan rahatsızlik hissi ve idrar kaçırma en sık görülen yakınmalardır.

Rahim sarkmasının tedavisi kadının yaşına, hastalığın derecesine, kadının genel sağlık durumuna ve daha sonra çocuk doğurmak isteyip istemediğine göre değişir...

Vaginal Kuruluk Vaginismus

Vaginal Kuruluk Vaginismus

Vajinal Kuruluk

Vajinal kuruluk olarak adlandırılan durumda vajinada yanma, sızlama, cinsel ilişki sırasında ağrı ve rahatsızlık yakınmaları görülür.

Hormonal siklus boyunca kadınların vajinasında değişiklikler olur. Östrojen (kadınlık hormonu) vajinal dokuların kalınlaşmasını sağlar. Vajinada bulunan damarlar besin ve oksijen sağlar, bunlar vajinanın elastikiyetini ve sağlığını korur. Vajinal salgı ve mukus miktarı birçok faktörden etkilenir; 

Jinekolojik Kanserler

Jinekolojik Kanserler

Genital Yaralanmalar

Genital Yaralanmalar

Menopoz

Menopoz

Menopoz menstrual kanamaların (adet kanamalarının) sonlanmasıdır. Adet kanaması ve siklusların bir yıl süresince olmaması menopoz olarak değerlendirilir. Menopoz kadının üreme döneminin sona ermesidir. Menopoz terimi 1812’de Fransız jinekolog Gardanne’nin hayatın değişmesini anlatan bir monografından gelmektedir, bu monografta Gardanne Latince ay ve son kelimelerini birleştirerek menopozu oluşturmuştur. Menopoz teknik olarak kadının en son adet kanaması anlamına gelir.

İmmünolojik Tedavi

İmmünolojik Tedavi

Paternal Lenfosit İmmünizasyonu (Lenfosit Aşısı); 1970-1979 yılları arasında deneysel çalışmaları tamamlanan bu yöntem 1978 yılından beri tekrarlayan düşüklerin tedavisinde kullanılmaktadır. Günümüzde nedeni izah edilemeyen infertilite ve yardımcı üreme teknikleri ile ısrarla gebelik elde edilemeyen vakaların tedavisinde de kullanılmaktadır.

Bağışıklık Sistemi ve Düşükler

Bağışıklık Sistemi ve Düşükler

Bağışıklık sistemi, insan vücudunun hastalıklara karşı savunma mekanizmasını oluşturan karmaşık bir sistemdir- Bağışıklık sistemi proteinleri tanıdık veya yabancı olarak gruplayarak, yabancı olarak grupladığı proteinlere karşı savaş açar- Hücrelerin tanıdık veya yabancı olarak algılanması, hücre yüzeyinde bulunan antijen olarak adlandırılan proteinler sayesinde gerçekleşir- Bu antijenlere karşı vücuttaki lökositler (beyaz küreler) antikor adı verilen kompleks bileşikler üretir- Bağışıklık sistemin çalışmasının en güzel ve en basit örneği mikroplar vücudumuza girdiğinde onlara karşı antikorların oluşması ve mikropları öldürebilmek için bunlara karşı bir dizi reaksiyon başlatmasıdır- İleride aynı mikroplarla tekrar karşılaşıldığında bu antikorlar yeniden hastalanmamızı önler.

Klinik Bulgular

Klinik Bulgular

Vajinal kanama; Düşüğün ilk bulgusu vajinal kanamadır. Bu açık renkli bir kanama olabileceği gibi vajinal salgılarla karışık koyu kahverengi bir kanama da olabilir. Vajinal kanama saptandığında hemen sizi takip eden hekime başvurmanız gerekir. Anne adaylarının %70’inde gebeliğin ilk haftalarında lekelenme şeklinde kanamalar görülebilir. Gebeliğin ilk haftalarında meydana gelen lekelenmeler embryonun rahme tutunması sırasında görülür.

Düşük Nedenleri

Düşük Nedenleri

Düşüklerin birçok nedeni vardır. En sık görülen düşük nedeni fetusun gelişimindeki anormalliklerdir. Çalışmalar düşüklerin birçoğunun kromozom (genetik) anomalilerine bağlı olduğunu göstermiştir. Bunun yanında anne ve baba adayına bağlı problemler ve çevresel faktörler de düşüklere neden olur. Rahimdeki anomaliler, myomlar, yapışıklıklar, rahim ağzı yetmezliği, hormonal nedenler, enfeksiyonlar ve bağışıklık sistemindeki bozukluklar tekrarlayan düşüklere neden olur.

Düşüklerin Sınıflandırılması

Düşüklerin Sınıflandırılması

Tekrarlayan düşük (habitüel abortus); arka arkaya iki veya daha fazla sayıda düşük yapılmasıdır.

– Düşük tehdidi (abortus imminens); günlerce bazen haftalarca süren vajinal kanama ve beraberinde kasık ağrısı ve kramplar olan klinik tablodur.

– Kaçınılmaz düşük (abortus insipiens); bebeğe ait zarların yırtıldığı, kanama ve bebeğe ait parçaların açılan rahim ağzından dışarı çıktığı durumdur. Düşük kaçınılmazdır.

Tekrarlayan Düşük

Tekrarlayan Düşük

Düşük gebeliğin 20. haftadan (139 günden) önce sonlanmasıdır. Düşük yapan kadınlarda plasenta (bebeğin eşi), amniyotik zarlar ve ağırlığı 500 grama ulaşmamış fetus (gelişmekte olan bebek) atılır. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali kesin olarak bilinmemekle birlikte bu ihtimalinn %15-40 arasında olduğu düşünülmektedir. Birçok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir adet kanaması zannederek fark edemeyebilir. Düşüklerin %75’i 16.gebelik haftasından, %62’isi 12. gebelik haftasından önce gerçekleşir. Gebelik ilerledikçe düşükle sonlanma ihtimali azalır.

Doğum Sonrası Korunma Yöntemleri

Doğum Sonrası Korunma Yöntemleri

Emziren kadınlarda süt hormonu olarak bilinen prolaktin düzeyi yükselir. Bu hormon ovulasyonu (yumurtlamayı) baskılayarak doğum kontrolünü sağlar ve yeni doğum yapmış anneyi gebelikten korur. Emzirme süreklilik kazanmadığında veya emzirmeye rağmen kan prolaktin düzeyi düştüğünde yumurtlama ve gebelik gerçekleşir. Emzirmenin koruyuculuğuna güvenilmez ve doğum kontrol yöntemi olarak önerilmez.

Sterilizasyon (Kısırlaştırma)

Sterilizasyon (Kısırlaştırma)

Kadında üreme kanallarının (fallop tüpleri), erkekte ise sperm kanalının bağlanmasıdır. Gelişmiş toplumlarda çiftlerin yaklaşık %24’ü doğum kontrol yöntemi olarak cerrahi sterilizasyonu seçmektedir. Düşünülenin aksine çoğunlukla geri dönüşü mümkün olan bir yöntemdir. Geri dönüş ameliyatları başarılı olmayan vakalar çocuk sahibi olmak istediklerinde, tüp bebek veya mikroenjeksiyon tedavisi ile bebek sahibi olabilir.

Takvim Yöntemi

Takvim Yöntemi

Güvenilir olmamasına ve önerilmemesine rağmen en sık kullanılan yöntemlerden biridir. Gebe kalma olasılığının bulunduğu günlerde cinsel ilişkiye girmekten kaçınarak uygulanan bir yöntemdir. Adet siklusları çok düzenli olan kadınlarda bir adet siklusunda ovulasyondan (yumurtlamadan) önceki ve sonraki yedi gün risklidir. Yumurtlama iki adet kanamasının tam ortasında 13-15. günlerde gerçekleşir. Düzenli adet siklusları olan bir kadın adet kanamasının başlangıcından itibaren 6-22 günler arasında toplam 16 günü riskli kabul edebilir.

Bariyer metotları nedir?

Bariyer metotları nedir?

Bariyer metotları spermin rahim içine girmesini engelleyen yöntemlerdir. Bazı çiftler diyafram, prezervatif gibi bariyer yöntemlerini kullanmayı tercih eder. Doğru uygulandığında bariyer metotları %96-97 oranında koruma sağlar.

Lateksten oluşan diyafram, ilişkiden 1 saat önce rahim ağzını kapatacak şekilde yerleştirilmelidir. Spermisid olarak adlandırılan sperm öldürücü kimyasallar ile muamele edilen diyafram tiplerinin koruyuculuğu daha fazladır. En büyük problem diyaframın bir uzman yerine kadının kendisi tarafından yerleştirilmesidir, istenmeyen gebelikler çoğunlukla yanlış yerleştirmeye bağlı olarak gerçekleşir.

Rahim İçi Araç

Rahim İçi Araç

Değişik şekillerde ve boyutlardaki rahim içi araçlar saf plastik veya bakırlı olabilir. Spiralin son yıllarda hormon salan tipleri de üretilmiştir. Spiral rahim içinde yabancı bir cisim gibi reaksiyon oluşturur. Bu reaksiyon sonucunda rahim içinde spermleri öldüren bir ortam oluşur. Böyle bir ortam aynı zamanda tüplerin içini de etkileyerek yumurtanın döllenmesini engeller. Döllenme gerçekleşse bile rahim içindeki ortam döllenmiş yumurtanın yerleşmesini engelleyerek gebeliği önler. Koruyuculuk oranı %97-99 dur.

Hormon İmplantları ve Enjeksiyonları

Hormon İmplantları ve Enjeksiyonları

Hormon implantları derinin altına yerleştirilen yumuşak kapsüllerdir. İmplantlar progesteron hormonu salarak yumurtlamayı önler ve beş yıl boyunca koruma sağlar. Doğum kontrol hapları kullanması sakıncalı olan kadınlarda implantları da kullanmaması gerekir. İmplantları kullanırken yıllık jinekolojik muayene, Pap smear testi ve meme muayenesi yapılmalıdır.

İlişki Sonrası Korunma

İlişki Sonrası Korunma

Doğum kontrolü olmadan gerçekleşen cinsel ilişkiyi takiben uygulanan doğum kontrol yöntemidir. Cinsel ilişki sonrası ilk 72 saat içinde yüksek doz kombine doğum kontrol hapları veya yüksek doz progestin içeren hapların alınması ile gebeliğin gerçekleşmesi önlenir. İlacın ikinci dozu ilişki sonrası alınan ilk dozdan 12 saat sonra alınmalıdır.

Doğum Kontrol Hapları

Doğum Kontrol Hapları

Doğum kontrol hapları çoğunlukla 21 tanedir. Adet kanamasının başlaması ile ilaca başlanır. İlacın paketi üzerinde gösterilen sıra ile her gün bir hap alınır. İlacın her gün aynı saatte alınmasına dikkat edilmelidir. Haplar bittikten birkaç gün sonra adet kanaması başlar. Hapların kullanımına 7 gün ara verildikten sonra tekrar başlanılmalıdır.

İdeal Doğum Kontrolü

İdeal Doğum Kontrolü

Hangi doğum kontrol yönteminin size uygun olduğunu belirlerken mutlaka hekime başvurmanız gerekir. Yaşam tarzınız, alışkanlıklarınız, sağlık durumunuz, üreme organlarınızın durumu, aileniz ve sizin tıbbi öykünüz beraberce değerlendirilerek sizin için uygun olabilecek doğum kontrol yöntemleri önerilir.

0

Yıllık Tecrübe

0

Farklı Tedavi

10,000

+

Başarılı Hikaye

Hasta Yorumları

İletişim Bilgilerinizi Bizimle Paylaşın
Sizinle İletişime Geçelim

Siz de çocuk hasreti çeken binlerce aileden biriyseniz, anne-baba olmayı bir gün daha geciktirmeyin. Yandaki bilgi formunu doldurup randevu alın sizinle hemen iletişime geçelim!

  • Çalışma Saatleri :
  • Pzt - Cumartesi : 9:30 - 17:30
  • Pazar : Kapalı