Kısırlık; çiftlerin korunmaksızın, bir yıl süreyle düzenli bir cinsellik yaşamasına rağmen gebe kalınamaması durumuna veya gebelik oluşmasına rağmen sonradan başka bir gebeliğin oluşmamasına denilmektedir. Kadınların yaklaşık yüzde 30’u yaşamlarının bir döneminde de olsa kısırlık sorunu ile mücadele etmek durumunda kalabilirler. Kısırlığın sebepleri arasında dağılım genellikle şöyledir; erkeğe bağlı sebepler yüzde 35-40, kadına bağlı sorunlar 45-55, her ikisine de bağlı olarak
Tüp bebek tedavisi, yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir. Tüp bebek, klasik yöntemler ile gebe kalamayan kadınlarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Erkek (sperm) ve dişi (yumurta) döl hücrelerinin laboratuar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahme transferi ilkesine dayanır. Laboratuar koşullarında gerçekleştirilen döllenme, kendiliğinden ya da insan eliyle, tek yumurta içine tek sperm verilmesi ile sağlanır
Tüp bebek tedavisi ilk kez 1978 yılında Dr. Edwards ve ekibi tarafından İngiltere’de uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde (yumurtalık kanallarında) tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik infertilite, erkeğe bağlı infertilite ve nedeni bilinmeyen infertilite vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.
Tüp bebek tedavisi dört basamaktan oluşur; Yumurtaların geliştirilmesi; yumurtalıkların uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın olgunlaşması sağlanır. Yumurtaların toplanması; ultrasonografi eşliğinde ve lokal anestezi ile yumurtalar toplanır. Yumurtaların laboratuarda döllenmesi; elde edilen yumurtalar ile erkek eşten elde edilen sperm laboratuar koşullarında özel besiyerleri içinde bir araya getirilir. Embriyoların anne adayının rahmine transfer edilmesi; oluşan embriyolar ince bir katater aracılığı ile anne adayının rahmine transfer edilir.
Mikroenjeksiyon ve tüp bebek yöntemi ile elde edilen fazla sayıdaki embriyoların daha ilerideki uygulamalarda kullanılmak üzere dondurulması işlemedir. Çeşitli kimyasalların yardımı ile dondurma işlemine dayanıklı hale getirilen embriyolar, özel cihazlarda dondurulduktan sonra, sıvı nitrojen içinde (-196oC'de) tekrar kullanılacağı zamana dek saklanır. Bu embriyolar ileride kullanılmak istenildiğinde özel kimyasallar yardımı ile çözülür ve normal gelişimlerine devam eden embriyolar ana rahmine transfer edilir.
Meniden, sperm kanallarından veya testislerden elde edilen spermler özel kimyasallar yardımı ile dondurularak daha ilerideki uygulamalarda kullanılmak üzere saklanır. Sperm dondurma işlemi kanser tedavisi için radyoterapi (ışın tedavisi) veya kemoterapi (ilaç tedavisi) gören hastaların ileride çocuk sahibi olabilmelerine olanak tanır. Kemoterapide kullanılan ilaçlar ve ışın tedavisi erkeklerde sperm üretimini kalıcı olarak bozabilir. Özellikle genç yaşta kanser tedavisi görmek zorunda olan erkeklerin, tedavi öncesinde alınarak dondurulan spermler ile ileride çocuk sahibi olmaları mümkündür.
Radyasyon ve benzeri nedenlerle yumurtalıklarına zarar gelebilecek kadınlardan alınan yumurtalar daha sonra tüp bebek uygulamalarında kullanılma üzere dondurulabiliyor. Yumurtaların dondurulması embriyo ve sperm dondurulması işlemine göre daha zordur, yumurtaların bu işleme dayanıklılığı diğer hücrelere göre daha azdır. Dondurulmuş yumurtalarla yapılan tüp bebek uygulamaları ile gebelikler elde edilmiş ve sağlıklı bebekler dünyaya gelmiştir.
Eğer kadında yumurta veya erkekte sperm yok ise gebelik elde edilemez. Eksik olan yumurta veya spermin gerçek anne-baba dışında üçüncü bir kişiden alınması işlemine ‘donasyon’ adı verilmektedir. Burada yumurta bağışlayan kişi ‘donor’, yumurtayı kullanan ise ‘alıcı’ olarak adlandırılmaktadır. Kadında yumurta üretiminin bozuk olduğu durumlarda, başka bir kadından yumurta bağışı almak 1984 yılından bu yana uygulanan bir yöntemdir. Donorden alınan yumurta, laboratuarda alıcının eşinin spermleriyle döllenerek embriyo elde edilir. Bu yöntem Avustralya, İngiltere, Belçika, İsrail, Amerika gibi ülkelerde serbesttir. Donor spermiyle gebelik edilmesi ise yumurtaya göre daha eski bir geçmişe sahiptir. Hiç sperm üretimi olmayan veya kullanılamayacak durumda spermi olan aileler için uygulanmaktadır. Gerek donor spermi gerekse yumurtanın Türkiye sınırları dahilinde uygulanması, ilgili yönetmelik gereği yasaklanmıştır.
Aşılama olarak da bilinen intrauterin inseminasyon tedavisi çocuğu olmayan çiftlere uygulanan en yaygın tedavilerden biridir. Aşılama tedavisi sperm sayısı, yapısı ve hareketliliği normalin altında olan hastalara uygulanır. Aşılama tedavisi uygulanmadan önce erkekten alınan meni örneği sayı, hareket, yapı ve antisperm antikorları yönünden detaylı olarak incelenir. Kadın eşin ise tüplerinin açık olup olmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Düzenli adet gören, tüpleri açık olan, endometriozis hastalığı olmayan ve 35 yaşın altında olan kadınlarda başarı daha yüksektir. Aşılama ile gebelik şansı her uygulamada % 15-20 civarındadır.
Her yumurtanın yanına yaklaşık 50 bin tane sperm konulur. Bir spermin yumurtanın içine kendi başına girerek döllenme işleminin gerçekleşmesi beklenir. Döllenmiş yumurta hücreleri bölünerek embriyoyu geliştirir. Embriyolar her gün kontrol edilerek 2-3 gün laboratuar şartlarında büyümeleri sağlanır. Tüp bebek yöntemi, genellikle tüplerinde tıkanıklık nedeniyle hamile kalamayan hastalarda tercih edilen tedavi yöntemidir.
İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) olarak da adlandırılan mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine enjekte edilir. Bu işlemden önce çeşitli kimyasallar kullanılarak yumurtanın etrafındaki hücreler temizlenir. Mikroenjeksiyon işlemi özel mikroskoplara takılan mikropipetler yardımı ile gerçekleştirilir. 1992 yılından beri uygulanmakta olan ICSI işlemi ile döllenme oranları % 90’lara ulaşmıştır. Mikroenjeksiyon işlemine hazırlık ve enjeksiyon sonrasındaki basamaklar tüp bebek tedavisi ile aynıdır. Menide az sayıda spermi olan, Sperm hareketliliği az olan, Normal yapıdaki spermi az olan, Normal sayıda spermi olmasına rağmen, spermlerin yumurtayı dölleyemediği, durumlarda, mikroenjeksiyon tedavisi uygulanır.
İnfertilite tedavisi, günümüzde çok kolaylaşmıştır. Eskiden yumurta toplama işlemi laparoskopik yapılmaktaydı. Hasta bu teknikten çok ağrı duymaktaydı. Ancak bugün, transvajinal geliştirilmiş ultrasonlarla genel anestezi altında veya çok yüzeyel bir anestezi verilerek yapılmakta ve böylece hasta yumurta toplama işlemini takiben 2 saat sonra evine gönderilmektedir. Aynı zamanda gelişen ilaç teknolojisi, ilaçların kullanım kolaylığı, enjeksiyon yerindeki ağrının azlığı ve reaksiyonların minimalliği de bu tedaviyi kolaylaştırmaktadır.
Evet vardır. Şişmanlığa sebep olan etkenler veya metabolik bir hastalığın varlığı, gebe kalmayı zorlaştırdığı gibi gebelik oluştuktan sonra da gidişatını etkilemektedir. Stres etkisiyle beyinden salgılanan bazı hormonlar, vücudun tüm sistemlerini etkilediği gibi üreme sistemini de etkilemektedir. Bu şekilde çok yoğun stres altında olan kişilerde adet bozuklukları oluştuğu gibi zaman zaman tamamen adetten kesilme ve dolayısıyla gebelik oluşamama gibi sorunlar da yaşanabilmektedir. Sigaranın ise, yumurtanın etrafındaki hücreleri etkileyerek kadınlık hormonunun yapımında ve ayrıca yumurtanın olgunlaşmasında negatif etkisi olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır. Ayrıca erkek sperminin özellikle hareketliliği üzerine negatif etkili olduğu bilinmektedir. Bu şekilde yoğun sigara kullanan kişilerde, sigara kullanmayanlara kıyasla gebelik oluşma şansı daha az, gebelik oluşsa bile erken dönemde düşük yapma sıklığı daha fazla görülmüştür.
Hastaların yumurta gelişiminin zaman zaman ultrason eşliğinde ve bazı hormon değerlerine bakılarak takip edilmesi gerekir. Bu işlem günümüzde vajinal ultrasonografi eşliğinde yapılmaktadır. Hastalar belli aralıklarla kontrollere çağırılarak yumurtalıklarındaki gelişmeler takip edilir.
Yumurtlaması bozuk olan veya hiç olmayan hastalarda veya belirli amaçlar için (örneğin tüpbebek veya aşılama yapılması amacıyla) yumurtayı büyüten ilaçlar kullanılarak yapılan işleme yumurtlama uyarılması denir. Bu ilaçlar hap(tablet), cilt altı veya kas içi iğneler olarak hastaya uygulanır. Foliküller belirli büyüklüğe geldiğinde yumurtayı olgunlaştıran ve çatlamasını sağlayan kas içi veya ciltaltı iğneler yapılarak yumurtlama sağlanır. Birinci aşama olarak yumurtanın gelişmesi ve büyümesi sağlanır, ikinci aşamada ise yumurtanın atılması için farklı iğneler kullanılır.
Yumurta toplama işlemi, genel veya lokal anestezi eşliğinde vajinadan(hazneden) ultrason kullanılarak özel bir iğne yardımıyla toplanır. Sonra küçük tüplere alınarak laboratuarda mikroskop altında besleyici sıvılar içine alınır. Anestezi yapıldığından dolayı hastalar bu işlemi hissetmezler. Daha sonra ise hafif karın ağrısı veya adet sancısına benzer ağrılar olması doğaldır ve düşük dozda ağrı kesicilerle giderilebilir.
Embriyo dondurma ve çözdürme işlemi, tamamen laboratuarın teknik yapısı ve embriyologların tecrübe ve becerisine bağlı olan bir işlemdir. Kliniğimizde, dondurulmuş embriyodan elde edilen gebelik oranları, taze embriyo transferiyle aynı düzeydedir. Dondurulmuş embriyo protokolünün uygulaması, hastaya birçok avantaj sağlamaktadır. Bu avantajlar; daha ucuz maliyetler ve taze embriyo transferinden sonra gebelik elde edilemezse, ikinci adette dondurulmuş embriyo transferi yapılabilmesidir. Ayrıca, eğer hastanın gebeliği olup doğumla sonuçlanırsa ve 2-3 sene sonra tekrar çocuk arzu ederse, dondurulmuş embriyodan tekrar gebelik elde etme şansı vardır.
Bugün dünyada yapılan tüm tüp bebek tedavilerinde, bu yöntemle doğmuş çocuklarda belirgin bir farklılık yoktur. Dondurulmuş embriyo ve taze embriyo transferiyle doğan bebekler arasında da hiçbir farklılık, bugüne kadar belirtilmemiştir.
Normal yolla gebe kalan hastaların doğan bebekleriyle mikroenjeksiyon yoluyla gebe kalan hastaların bebekleri arasında hiçbir anlamlı fark izlenmemiştir. Bu bebekler, diğer bebekler gibi tamamen sağlıklı olarak gelişip büyümektedir.
Bazen erkeklerin menisinde sperm hücresi bulunmamaktadır. Bu hastaların testisinde mikroskop altında yapılan ameliyatla sperm hücresi bulunup yumurtaya enjekte edilir ve bunlar, normal menideki spermler gibi görev yaparak gebelik elde edilir. Bu bebekler tıpkı diğer yöntemlerde olduğu gibi sağlıklı bir şekilde doğup büyümektedirler.
Hasta, tüp bebek tedavisinde sadece gebe kalmayı arzularken biz hekimler olarak hasta için sağlıklı bir gebelik dönemi ve sağlıklı bir doğumu düşünmekteyiz. Bu açıdan çoğul gebelikler, hasta için zaman zaman problemlerle birlikte seyretmektedir. Bugün dünyada genel yaklaşım, insan fizyolojisine uygun olarak tekiz gebelikle hastaya yardım etmektir. Ancak, hastanın gebelik şansını artırmak amacıyla birden fazla embriyo yerleştirildiğinde, çoğul gebelik kaçınılmaz olmaktadır. Merkezimizde maksimum 2 embriyo transferini yapmaktayız. Ancak uygun olan hastalarda 1 embriyo transferi veya hastayla görüşerek tek blastosist transferiyle sağlıklı bir gebelik dönemi ve doğumu önermekteyiz. Bu şekilde çoğul gebelik riskleri azaltılmış olup redüksiyon (embriyo azaltma işlemi) işleminden kaçınılır.
Aileyle konuşularak hastaya redüksiyon (embriyo azaltma işlemi) anlatılıp, isteği doğrultusunda işlem yapılabilir. Bu işlem 8-12 hafta arasında, transvajinal veya transabdominal ultrason eşliğinde yapılır. Embriyo redüksiyonundan sonra total gebeliği kaybetme riski değişik kaynaklardan %5 olarak belirtilmiştir. Bu işlem için genel anestezi gerekmez. Lokal uyuşturmayla birlikte gebelik keselerinden bir tanesi seçilerek çoğul gebelik manüple edilebilir.
Bu işlemden sonra kanama, enfeksiyon veya hastanın ağrısının başlaması üzerine 100 hastadan 5′inde düşük yapma riski mevcuttur. İlaçlar kullanarak ve işlemi steril şartlarda yaparak her ne kadar bu risk azaltılmaya çalışılsa da, sonuç kaçınılmaz olabilir.
Embriyolar zaman zaman kendiliğinden azalabilir. Tıbbi olarak bizim yaptığımız müdahalelerde 2 hafta içinde düşük riskini atlattıktan sonra gebelik büyük oranda sorunsuz devam eder. Redüksiyon yapılan gebelik ise, hastaya hiçbir problem yaratmamaktadır. Genelde doğumla birlikte çok ufak bir doku olarak plasentayla birlikte atılır/çıkartılır. Bu şekilde anneye ve diğer bebeklere herhangi bir zarar teşkil etmez.
Herhangi bir sorun tespit edilmediği taktirde bu hastaları, nedeni tam açıklanamayan infertil hastalar olarak değerlendiririz. Bu hastalara yaş uygun olduğu taktirde aşılama tedavisi yapılabilir. Eğer aşılama tedavilerinden yarar görmez ise diğer yardımcı üreme teknikleri (mikroenjeksiyon) yapılır.
Çiftler, bir sene korunmasız, düzenli cinsel ilişkiye rağmen gebe kalmadığı taktirde infertil olarak kabul edilirler. Ancak >37 yaş hastalarda, 1 seneyi beklemek, çok doğru olmayabilir. Bu açıdan ileri yaş hastalarının evliliğin ilk 6 ayında gebe kalamadıkları taktirde mutlaka bir infertilite uzmanına başvurmaları doğru olur.
Hastada sperm, yumurta ve rahim olduğu sürece, tıbbi olarak tüp bebek denenebilir. Ancak bildiğimiz, hastanın gebelik şansı 5.denemeden sonra düşmektedir. Ayrıca, hastanın yaşı önemli faktörler arasında yer almaktadır. 40 yaşından sonra hastalarda kendi yumurtasıyla gebe kalma şansı azalmaktadır. Tüp bebek için herhangi bir deneme sınırlaması getirmek zordur. Ancak, eğer sperm, yumurta ve özellikle rahim içinde geri dönüşümü olmayan problemler varsa bu hastalar mikroenjeksiyondan yarar görmezler.
Tüp bebek tedavisi, embriyoların laboratuardan alınarak rahim içine yerleştirilmesiyle son bulmaktadır. Rahim içine transfer edilen embriyolar, zaman zaman nedeni tam açıklanamasa da tüplerin içine doğru, karın içine veya rahim ağzına doğru yerleşebilirler. Bu durumlarda tubal gebelik(tüpte gebelik), abdominal gebelik (karında gebelik), servikal gebelik(rahim ağzında gebelik)’lerden bahsedilir. Bu gebelikler normal rahim içinde olmadığından, dış gebelik olarak adlandırılırlar. 100 hastadan 2′sinde dış gebelikle karşılaşılabilir.
Tüp bebek tedavisinde yaklaşık 25-30 senedir yumurtayı büyütme hormonları kullanılmaktadır. Bugüne kadar, dünya çapında yapılan araştırmalarla bu ilaçların kansere yol açtığı hiçbir şekilde ispatlanmış değildir.
Normalde her ay belirli sayıda yumurta taslağı yumurta oluşumu için hazırlanmaktadır. Bu taslaklar gelişerek bir yarış tarzında o ayki yumurtayı oluşturmaya çalışır ve bir tanesi öne geçerek o ayki yumurtayı meydana getirir. Geri kalan yumurta taslakları ise yumurtalık içine atreziye dediğimiz erime işlemine uğrarlar. Bizim yaptığımız tedavi, yola çıkan bütün yumurtaların erimesini engelleyerek elde etmeye yönelik bir yaklaşımdır. Bu nedenle yumurtalık rezervinin tükenmesine yönelik herhangi bir kaygı boşunadır. Yani bu tedaviler, zaten eriyecek olan yumurtaları elde etmeye yöneliktir.
Kullandığımız hap, burun spreyi, cilt altı, vajinal jel ve kas içi ilaçlar, doktorun direktifleri yönünde düzgün olarak kullanıldığı taktirde, tamamen amaca yönelik olup hiçbir tespit edilmiş zararı yoktur. Ancak bilinçsiz, hastanın kendi isteği veya tavsiye üzerine kullanılması, büyük sakıncalar yaratabilir.
En önemli faktör yaştır. Kadın yaşı arttıkça doğurganlık özelliği azalır. 44 yaşından sonra pratik olarak gebelik şansı ihmal edilebilecek kadar azdır. Daha önce geçirilmiş cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, yumurtalık ve tüpleri etkileyen enfeksiyonlar da gebelik şansını olumsuz olarak etkiler.
Kadın yumurtalıklarında bulunan küçük folliküllerin ilaçlarla büyütülmesi işlemidir.
Ultrason eşliğinde follikülerin boyutlarının belli aralıklarla ölçülmesidir.
Miyomlar rahim iç tabakasına(submükoz myomlar) yani embriyonun oturacağı,gelişeceği yere baskı yapıyorsa gebelik şansını etkiler. Rahim duvarından dışarı doğru büyümüş(ekstra mural miyom) olan miyomlar ise çok büyük olmadıkça gebelik şansını etkilemezler.
Kadın yaşı 35’in altında ve öyküde gebelik oluşumunu etkiyebilecek herhangi bir problem yoksa 1 yıl, yaş 35’nin üzerinde veya geçmişte gebelik oluşumunu etkiyebilecek bir problem varsa 6 ay sonra inceleme ve tedavi başlanmalıdır.
Tüp bebek 45 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra şansın azaldığı bilinmelidir.
Mikroenjeksiyonda bir sperm direkt olarak yumurta içine özel bir cihaz (mikromanipülatör) aracılığı ile enjekte edilerek döllenmeye yardımcı olunur.
Yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların sperm ile döllenmesi, ve döllenmiş yumurtaların nakil edilmesi (embryo transferi) aşamalarından oluşur.
Sperm sayısı az ise mikroenjeksiyon yapılır. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise testis içinde cerrahi olarak sperm aranması gerekir.
Yumurtaların döllenmesi için olgun ve yapısal olarak normal olmaları gerekir. Her yumurta döllenmeye müsait değildir. Döllenen her yumurta ise sağlıklı bir embryo haline dönüşmez.
Embriyo transferi basit bir işlemdir. Rahim ağzından ince bir plastik katater ile ultrason eşliğinde rahim içine yerleştirilir.
Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar dondurularak saklanabilir.
Kadın yaşı, embriyo kalitesi, uygulama sayısı ve dondurulacak embriyo varlığına göre seçim yapılır.
İstirahatın faydası kanıtlanmış değil. Normal yaşama devam edilmesi öneriliyor.
Cinsel yaşam ve spor dışında normal aktivitelere transfer sonrasında hemen dönebilir
Gebelik testi gününe kadar ilişki genellikle önerilmez.
Bu oranlar merkezden merkeze göre değişir.%40-50 civarındadır.
Tedavinin başından gebelik testi gününe kadar yaklaşık 1 ay sürer.
Üç denemeden sonra gebelik şansı düşer. Daha sonraki denemelerde de gebelik elde edilebilir ancak şans daha azdır.
Morfolojik ve harekete bakılarak en kaliteli olan hareketli sperm seçilerek enjekte edilir.
Belirlenebilir ancak etik ve kanuni nedenlerde dolayı Türkiye’de bu mümkün değil.
Eğer aile içinde rastlanan genetik hastalıklar varsa ve bu hastalıkların preimplantasyon tanısı mevcut ise embriyolar üzerinde inceleme yapılabilir.
Akdeniz anemisi, orak hücreli anemi, ve bunlara benzer tek gen üzerinden geçiş gösteren çok sayıda hastalıkta embriyolarda genetik tanı mümkündür. Gebelik oluştuktan sonra koryon villus örneklemesi veya amniosentez ile genetik hastalıklardan bazılarının tanısı konabilir.
Başarı kadının yaşına ve embriyo kalitesine bağlıdır. 30 yaşın altında gebelik oranları %55-60 civarında olup, 40 yaşında sonra %15-20'lere düşer.
Kadın yaşı, embryo kalitesi, rahmin embriyoyu kabullenmesi başarıyı etkiler.
Rahim içinde embriyoların tutunmasını engelleyecek yapışıklık, miyom veya polip gibi problemlerin olması, tüplerin tıkalı ve içlerinin su dolu olması tüp bebekte başarıyı olumsuz olarak etkiler.
En önemli riskler çoğul gebelik ve aşırı uyarılma sendromudur.
Tüp bebek işlemin hiç bir aşamasında yatış gerekmez.
Yumurtalık rezervi, kişinin yaşı,daha önce uygulanan protokol gibi durumlar göz önüne alınarak protokol seçilir.
Kadının yumurtalıklarında(overlerinde) bulunan follikül sayısıdır.
Yumurtalık rezervinin azalmasının en sık nedeni yaştır. Yaş artıkca kadın yumurta rezervi azalır.
Gerek erkekte gerekse kadında bazı infertilite nedenleri genetik kökenli olabilir.
Tüp bebek gebeliği ile normal gebeliğin takibi aynıdır.
Tüp bebek gebeliğinde doğumun yönetimi normal doğum yönetimi ile aynıdır.
Enjeksiyonlarınızı kendinizin yapmasını veya eşiniz tarafından size uygulanmasını tercih ediyoruz. Genelde cilt altı enjeksiyon şeklinde kullanılan ilaçların uygulamasını öğrenmek kısa sürede mümkündür. Bu işlemi yapmak istemiyorsanız bile nasıl yapıldığını bilmeniz size bu işlemi uygulayacak kişileri kontrol etmeniz açısından önemlidir. Tüp bebek işleminde kullanacağınız ilaçlar size ayrıntılı bir şekilde anlatılacaktır.
Opu işleminin ne kadar süreceği yumurtalıklardaki follikül sayısı ile ilişkilidir. Fakat ortalama 15-30 dakika sürdüğü söylenebilir. İşlem öncesi hazırlıklar ve işlem sonrasındaki dinlenme periyodunu da gözeterek minimum 3 saatinizi bu işleme ayırmanızı öneririz.
Opu (yumurta toplama) işlemi , hiçbir ilaç kullanılmadan da yapılabilen çok ağrılı olmayan bir işlemdir. Ancak günümüzde damar yoluyla kullanılan sakinleştirici ve ağrı kesici ilaçlarla en az rahatsızlıkla uygulanmaktadır. Ayrıca tamamen uyumak isteyen hastalar anestezi doktoru tarafından uyutulmaktadırlar.
Anestezik ilaçlarının etkisi ile uyku hali olabilir. Karında rahatsızlık hissi de olabilmektedir. Kendinizi yeterince iyi hissediyorsanız ertesi gün işinize dönebilirsiniz.
Hayır. Fakat, bazen eğer çok sayıda follikül mevcutsa tümünü doğru olarak saymak mümkün olamaz. Bu durumda ultrasonografide gördüğümüzden daha fazla yumurta elde edilebilir. Ancak, ultrasonografide yalnızca birkaç follikülün var olduğu durumlarda maalesef yumurta da elde edilemeyebilir. Nadir bazı durumlarda da overlerde (yumurtalıklar) pek çok görünen folikül olmasına rağmen foliküllerin içlerinden hiç yumurta çıkmayabilir (Boş folikul sendromu). Bu durum "apoptosis" denilen yumurtalıkların erken ölümü ile sonuçlanan bir durum olmasına rağmen mekanizmalar net bir şekilde açıklanamamaktadır.
Ortalama döllenme oranı %65 olarak gerçekleşmektedir. Bazı çiftlerde daha yüksek oranda döllenme gerçekleşirken, nadiren de maalesef hiç döllenme olmamaktadır.
Yumurtalar vajinal ultrasonun eşliğinde ince bir iğne ile yumurtalıklara basit bir şekilde girilerek alınıyor (OPU işlemi). Yumurtalar toplandıktan sonra olgun olanlar saptanıyor ve bunlara dölleme işlemi uygulanıyor. Menisinde sperm olan erkelerden sperm mastürbasyon yolu ile elde edilir. Menisinde sperm olmayan erkeklerde ise testis içinden ameliyat ile spermlerin aranması ve bulnursa alınması gerekir. Azospermik olarak tabir edilen bu hasta grubunda ortalama sperm bulunma şansı % 50 civarındadır. Eğer azospermi tıkanıklığa bağlı ise kesin olarak sperm alınabilir.
Döllenme gününden altıncı güne kadar IVF ekibinin uygun göreceği herhangi bir günde dondurulabilirler.
Kimse bu sorunun kesin cevabını bilemez. Ancak ülkemizdeki kanunlar bu süreyi üç yıl ile sınırlandırmıştır. Bu sürede hatta çok daha uzun sürelerde saklamanın da başarılı olduğunu biliyoruz.
Tüm embriyolar her zaman istenen gelişmeyi gösteremezler. Dondurma işlemi için hepsinin gelişiminin ve görünümünün beklenen düzeyde olması gerekir. Embriyo transferi gününden önce dondurulmuş embriyonuz varsa transfer işlemi sırasında bilgilendirilmeniz gerekir.
Transferden iki gün sonra normal aktivitelerinize dönebilirsiniz. Eğer işiniz çok stresli ve yorucu ise bu konuyu doktorunuzla konuşmanızı öneririz.
Gebelik testinin sonucunu alana kadar cinsel ilişkide bulunmamalısınız.
Bir yatakta rahat ettiğiniz pozisyonda uzanabilir, bir sandalyede oturabilirsiniz. Tuvalet ve benzeri durumlar dışında bir-iki gün boyunca istirahat etmeniz yeterlidir. Şehir dışında oturuyorsanız yola çıkmadan bir gün istiharat etmenizi tavsiye ederiz.
Transferden bir gün sonra ılık bir duş alabilirsiniz. Sıcak banyodan kaçınmanız tavsiye edilir.
Yumurtalıkların cevabı yetersiz olabilir ve tedaviniz yumurta toplama işleminden önce iptal edilebilir. Yumurtalıklar içinde gelişmiş folikül olmasına rağmen içinden yumurta çıkmayabilir. Bu durumun iki temel edeni vardır. Foliküllerin içinde yumurta olmayabilir (boş folikül sendromu). Bu durum hastaların %1’inden daha azında görülür. Diğer durumda ise folliküller yumurta toplama işleminden önce zamansız olarak çatlayabilir. Bu durum ise uygulanan stimülasyon protokolüne bağlı olarak hastaların %2-5’inde görülür. Bu durumda da toplanan yumurtalar boş çıkacaktır. Yumurtalar döllenmeyebilir. Bu durum mikroenjeksiyon çağında son derece nadirdir. Ancak hastaların %2-5’inde anormal yumurtalara bağlı olarak döllenme gerçekleşmeyebilir. (Fertilization failure) Döllenen yumurtalar bölünmeyebilir. Bu durum da son derece nadirdir ve genelde yumurta bozukluğuna bağlıdır. Azospermik erkekte ameliyat ile sperm bulunamayabilir. Böyle bir durumda tedavi yumurta toplama işleminden önce iptal edilir. PGD yapılan olgularda normal bir embryo bulunamayabilir. Böyle bir durumda embryo transferi yapılmaz.
Yumurtalıkların uyarılmasının meme ve yumurtalık kanserinde risk artışına neden olabileceği ileri sürülmekle birlikte bu durum henüz kanıtlanmamıştır. İnfertilitenin kendisi her iki kanser türü için de risk faktörü olduğundan; bazı araştırmalarda gözlenen risk artışının tedaviden mi yoksa infertiliteden mi kaynaklandığı bilinmemektedir. Bu konudaki çalışmalar ve uzun süreli izlemler halen devam etmektedir. IVF tedavisi alan ve gebe kalamayan kadınların normal yıllık jinekolojik kontrolerini ve mamografilerini (yaşına göre) ihmal etmemeleri önerilir. Yumurtalık kanserleri riskinin; ailesinde yumurtalık kanseri öyküsü olanlar ile endüstriyel toplumlarda yaşayan kadınlarda daha fazla olduğu; gebelik, emzirme ve doğum kontrol hapı kullanımının ise bu riski azalttığı bilinmektedir.
İkinci deneme için 1 ay ara vermek yeterlidir. Daha uzun ara verilmesi ile daha kısa ara verilmesi arasında tedavinin başarısı arasında fark yok. Önemli olan çiftin psikolojisi ve maddi durumu. Kendi hazır hisseden çiftler için fazla ara verilmeden denemeler tekrarlanabilir. İlk üç deneme için gebelik şansı aşağı yukarı aynı kaldığı halde daha sonrasında bu oran düşüyor.
Tüp bebek ile gebe kalmış bir kadının erken doğum ve düşük doğum ağırlıklı bir bebek sahibi olma riskleri daha yüksektir. Ayrıca bazı özel durumlarda (erkeğin azospermik olmasi gibi) genetik anormalliklerde de az da olsa bir artış görülüyor. Bunların dışında başta ikiz hamilelik olmak üzere hamileliklerin çoğul olması halinde kadınlar bu tur gebeliklerin getirdiği tüm komplikasyonlara açık hale geliyor. Bu gebelikler için en önemli ve en riskli dönem gebeliğin ilk 3 ayıdır. Özellikle bu dönemde yakın takip gerekir.
Kök hücreden henüz sperm elde edilemiyor. Olgunlaşmamış sperm hücrelerinin laboratuvarda olgunlaştırılması ile gebelik elde edilmesine çok çalışıldı ancak bu yöntemle dünyada çok az sayıda gebelik elde edildi ve bu nedenle de terk edildi. Halen azospermik hastalara microenjeksiyon uygulaması için alınan testis biopsileri içinde olgun bir sperm hücresi veya en azından kuyruk oluşturmaya başlamış "spermatid"lere gereksinim var.
Tüp bebek merkezlerinin başarısını ölçen pek çok istatistiki kriter vardır. Bunlardan en sık kullanılanı "transfer sonrası gebelik yüzdesi" ile "eve bebek götürme oranı"dır. Eve bebek götürme oranı, tüp bebek sonrası gelişen gebeliklerden sonra eve götürülen canlı ve sağlıklı bebek oranını ifade eder. Başarıyı ifade eden belki de en önemli orandır. Tüp bebek işlemlerinde başarıyı pek çok faktör etkiler, ancak bunlar arasında en önemlileri; laboratuar koşulları ve laboratuarın başarısı ile transfer yapan kişinin becerileri ile ilgilidir.
Embriyoların sağlıklı olup olmadıkları genetik araştırma yapılarak anlaşılabilmektedir kromozomal problemi olan çiftlerin embriyoları üzerinde genetik teşhis yöntemleri kullanılarak sağlıklı olanlar belirlenebilir.
Yumurtaların hiçbirinin döllenmemesi durumunda çeşitli sebepler rol oynamış olabilir. Sitoplamanın tam olgunlaşmaması, genetik faktörler, spermin canlılık oranı, hareketliliği ve şekil yapısı, laboratuar şartlarında aksaklıklarında rol oynayan veya mikro enjeksiyon sırasında gelişebilecek problemlerden kaynaklanabilir. Bu durum karşısında sperm ve yumurta üzerinde etkili olacak kimyasalların kullanılması, sperm ve yumurtanın genetik olarak incelenmesi sorunun çözümüne ışık tutacaktır. Yumurtanın hiçbirinin döllenmemesi durumunda çeşitli sebepler rol oynar. Sperm ve yumurtanın genetik bozuklukları etken sebeplerin başında gelir. Tüp bebek laboratuarı koşulları, mikroenjeksiyonun yapılma tekniği, hastanın hazırlanırken yumurtanın geliştirilebilmesi için kullanılan ilaçlar vs. çok çeşitli faktörler rol oynar. Eğer döllenmeme laboratuar ve tedavi yöntemlerinden kaynaklanıyorsa bu şartlar rahatlıkla çözümlenir.
Gelişecek olan yumurtanın kalitesi anne yaşı ve hormonal durumunun birebir etkisi altındadır. Annenin kullanabileceği yumurta gelişimi sırasındaki bazı destek ilaçlarının yumurta gelişimine katkıda bulunduğu bilinmektedir. Tüp bebek tedavilerinde ise yumurta gelişimi için kullanılan hormon ilaçlarının rekombinant teknoloji ile elde edilen saf preparatlardan seçilmesi ve diğer ilaçlarla desteklenmesi faydalı olacaktır. Sperm kalitesi ve sayısının arttırılması için spermatogenezi destekleyen ve semende reaktif oksijen türevlerinin azaltıcı vitaminlerin kullanılması sperm kalitesi açısından önemlidir.
Gelişen embriyoların 3. veya 5. gün dondurularak saklanmaları mümkündür. Dondurma işlemi için de farklı yöntemler kullanılabilir. Dondurulan embriyoların kalitesi, çözdürme işleminde sonra tekrar sağlıklı kalması ve transferleri sonrasında gebeliği oluşturabilmeler ile birebir bağlantılıdır. Bu tarz uygulamaların gebelik şansı taze yapılan uygulamalardaki gebelik oranlarına göre % 3-5 daha düşüş gösterebilmektedir. Dondurulmuş embriyoların sağlıklı olmaları neticesinde bu bebeklerde sağlık yönünden bir sıkıntı görülmemektedir.
Embriyo kalitesi başlangıçta iyi kalitedeki yumurta ve spermin bir araya gelmesiyle ilgilidir. Gametlerin kaliteli olması yumurta gelişimi sırasında kullanılan ilaçlar ve sperm elde etmeden önce verilen destek ilaçları embriyo kalitesini etkilemektedir. Bunun dışında yapılacak tedavi sırasında kullanılan malzemelerin, inkübatörlerin, mediyumların ve laboratuvarın kalitesini gelişecek embriyo kalitesini ve gebelik oranlarını arttırmaktadır. Ayrıca laboratuarda mikroenjeksiyon işlemi uygulayan ekibin bu kanudaki donanım, bilgi ve becerisi de önemlidir.
Yapılacak tedavinin gebelikle sonuçlanmasında tüp bebek laboratuarının katsı oldukça yüksektir. Kurulan laboratuarın, kullanılan cihazların ve malzemelerin kalitesi sonuçları birebir etkilemektedir. Çalışan personelin tecrübesi de tedavi başarı oranları üzerinde etkilidir. Laboratuvar ve klinisyenlerin uyum içeriside çalışması, klinik olarak hastanın iyi hazırlanması ve laboratuardaki çalışmaların sağlıklı ve en iyi şekilde sonuçlandırılması ekibin başarısını ortaya koymaktadır.
Düşük gebeliğin 20. haftadan (139 günden) önce sonlanmasıdır. Düşük yapan kadınlarda plasenta (bebeğin eşi), amniyotik zarlar ve ağırlığı 500 grama ulaşmamış fetus (gelişmekte olan bebek) atılır. Hamileliğin en sık görülen komplikasyonu düşüktür. Gebeliklerin düşükle sonlanma ihtimali kesin olarak bilinmemekle birlikte bu ihtimalinn %15-40 arasında olduğu düşünülmektedir. Birçok kadın çok erken dönemde düşük yaptığından düşüğü ağır bir adet kanaması zannederek fark edemeyebilir. Düşüklerin %75i 16.gebelik haftasından, %62isi 12. gebelik haftasından önce gerçekleşir. Gebelik ilerledikçe düşükle sonlanma ihtimali azalır. Yirminci gebelik haftasından önce ve bebeğin ağırlığı 500 grama ulaşmadan gerçekleşen 2 veya daha fazla sayıdaki düşüğe tekrarlayan düşük denir. Tekrar düşük yapma ihtimali ilk düşükten sonra %25, ikinci düşüğü takiben %30 ve üçüncü düşüğü takiben %40 tır. Bunların tedavisi için sebeplerine göre farklı yaklaşımlar izlenebilir. Genetik problemlerde PDG uygulaması başarıyı arttırmaktadır. Bağışıklık sistemi kaynaklı problemlerde paternal lenfosit immünizasyonu gebeliğin elde edilmesine yardımcı olabilmektedir. Klinik olarak olabilecek fiziksel problemlerin histeroskopi veya laparoskopi ile düzeltilmesi de tekrarlayan başarısızlıklarda çare olan çözümlerdendir. Annede mevcut sistemik hastalıklar troid, şeker, otoimmün hastalıklar kansızlık aşırı kilo ve zayıflık gibi durumlar tedavi edilmelidir.
Tedavide yeterli embriyonun transferi sonrası arta kalanlar dondurma protokolüne alınarak – 196 Co de çeşitli yöntemlerle dondurularak saklanır. Uygulamanın olumsuz olması durumunda dondurulmuş embriyoların zahmetsiz bir hazırlanma prosedürü sonrası çözülerek transferi yapılabilir. Uygulama olumlu olmuş ise ilerleyen yılar içerisinde kardeş yapmak amaçlı kullanılabilir.
Spermlerin hareketsiz olması farklı sebeplerden kaynaklanıyor olabilir. Spermin hareketsiz olması canlı olmadığı anlamında değildir. Bir takım genetik sebepler, çevresel faktörler spermin hareketsiz olarak elde edilmesine sebep olabilir. Spermlerin bir takım kimyasal maddeler kullanılarak hareketlendirilmeleri de mümkün olabilmektedir. Sebebe bağlı olarak yaklaşım değişmektedir. Spermle ilgili problemler hormon eksikliğinden kaynaklanıyorsa ve bu durum yapılacak testlerle de tespit edilirse hastaya kullanılacak ilaçlarla hem sperm hareketliliği hem de sperm sayısı olumlu yönde değişebilmektedir.
Döllenen yumurta bölünerek ikinci günde 2-4 hücreli hale gelir ve klasik tüp bebek uygulamalarında bu evredeki embryo anne rahmine transfer edilir. Doğal yollardan elde edilen gebeliklerde ise embryo rahme beşinci günde blastosist adı verilen çok hücreli evrede ulaşır. Bu evredeki embryonun rahme tutunabilme şansı daha yüksektir. Günümüzde geliştirilen özel besi yerleri ve bunları destekleyen özel hücreler ile embryoları blastosist dönemine kadar geliştirmek mümkündür. Genç anne adaylarında ve fazla sayıda embriyosu gelişen anne adaylarında embriyoların blastosist aşamasına kadar laboratuarda geliştirilmesi gebelik oranları üzerinde etkili olamaktadır. Ancak tüm embriyoların blastosist aşamasına bekletilmesi sırasında gelişen hücrelerin kalitesiz olması veya hiç gelişmemesi şeklinde bir sonuçla karşılaşılmasına sebep olabilmektedir.
Doğal yoldan çocuk sahibi olamayan örneğin kadında kanalların tıkalı olduğu, erkek sperm sayısının düşük ve hatta menide hiç sperm olmayıp testis dokusunda Mikrotese yöntemiyle sperm elde edilen grup ve diğer tedavi yöntemlerinden yumurtlama takibi ve aşılama tedavisinden netice elde edilemeyen hastalara uygulanır. Tüp bebek tedavisi bir yıl boyunca korunmasız ilişki sonrasında gebelik elde edememiş çiftlerin incelenmesi ve testler neticesinde muayene, hormon analizleri ve sperm testi gibi aksayan yönün tespiti ve buna yönelik tedavi planları çiftlerle paylaşılarak uygulanır.
Tüp bebek tedavileri ve çeşitleri, tıbbi gelişmelerin geldiği nokta itibariyle farklı infertilite sebepleri karşısında oldukça başarılı sonuçlar elde edilmesine olanak sağlamaktadır.
Fizik muayene infertilite araştırmalarının en önemli basamaklarından biridir. Kadın eşin jinekolojik muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması, rahim ağzından örnek alınarak patolojik inceleme yapılması ve mikrobiyolojik araştırmalar için örnek alınması ve hormon testlerinin (adetin 3 ncü günü FSH, LH, E2, PRL, TSH testlerine bakılmalıdır) alınması gerekir. Erkek eşin ise spermiyogram testi yapılmalı ciddi sperm düşüklüğü var ise veya hiç sperm yoksa hormonal testisleri ve genetik incelemesi yapılmalı, muayene edilerek gerektiğinde ultrasonografik inceleme yapılır. Bunun dışında gerekli durumlarda rahim filmi, histeroskopi, laparoskopi gibi ileri teshis yöntemleri de kullanılabilir.
Öncelikle hastanın kendisini rahat ve güvende hissedebileceği bir merkeze başvurması yapılacak tedavinin başarıya ulaşması açısından önemlidir. Çiftlerin başvurdukları merkezin ve hekimin başarısı, gebelik oranı ve hasta memnuniyeti açısından ne düzeyde olduğuna dikkat etmesi gerekir. Merkezin tüp bebek tedavisinde gerekli bütün işlemler için donanımlı olması gerekir. Örneğin pregenetik tanı yöntemine ihtiyaç var ise yapacak bilgi beceri ve donanıma sahip olunması. Fazla embriyo olduğu takdirde dondurma işlemlerinin uygulanıyor olması erkekte menide sperm olmadığı takdirde mikrotese yönteminin uygulanabilmesi gibi.
Süreç çiftlerin birlikte değerlendirilmeleri gereken test ve girişimlerin devam edilecek tedavi şekline göre belirlenerek yapılması ile başlar. Tüp bebekte yumurta geliştirme süreci yumurtaların anestezi altında toplanması laboratuvar çalışmalarının yapılarak embriyoların geliştirilmesi ve transferi ile sonuçlanır. Yaklaşık 20 günlük bir sürede ana tedavi tamamlanır.
Mikroenjeksiyon tedavisinde toplanan yumurtalar çevresindeki hücrelerden temizlendikten sonra mikroskop altında erkek eşin bir sperminin bir yumurtaya cam pipetler yardımıyla enjekte edilmesiyle döllenmenin sağlanması şeklinde uygulanır. Klasik tüp bebek tedavisinde ise toplanan yumurtalar çevresindeki hücrelerden ayrıştırılmadan özel besi yerlerinde erkek eşin spermleri ile bir araya konarak spermlerin yumurtaları 16-18 saat içerisinde döllemesi beklenir. Mikroenjeksiyon özellikle spermin yeterli olmadığı menide 5 milyonun altında sperm ve sperm morfolojisi ve hareketliliğinin düşük olduğu durumlarda özellikle yumurta sayısının az olduğu gruplarda mutlaka uygulanmalı ve tercih edilmelidir.
Başlangıçtaki teşhis ve tedavi planının doğru yapılması başarı şansını etkileyen en önemli faktörlerdir. Bunun yanında yapılacak tedaviye destek olması için kullanılan ilaçlar ve yöntemler ki bunlar vitamin destekleri pregenetik yöntem, lazer yardımıyla tomurcuklanma (Assisted hatching) lenfosit aşısı, laparoskopi, histeroskopi, laboratuvar teknikleri kaliteli inkübatörler transfer kateterleri başarıyı arttıran faktörlendendir.
Bu başarı oranları merkezden merkeze ve hastaların tedavi sebeplerine göre değişiklik göstermektedir. Aşılama IUI tedavileri için ortalama gebelik oranları % 20-25 civarındadır. Mikroenjeksiyon tedavilerinde 35 yaş altı hastalarda % 40-60 arası 35 ve 40 yaş üstü hastalarda yine hastanın durumuna bağlı olarak % 15-35 arasında değişmektedir.
Özellikle sakinleştirici/ağrı kesici ilaçlar verildiğinde enjekte edilen ilaçlara karşı şiddetli alerjik reaksiyon olarak oluşabilen solunum durmasına kadar varabilen solunum fonksiyonlarında aksaklıkları nadiren kalp ve kan dolaşımı aksaklıkları görülebilir. Genel anesteziklerin komplikasyonları olarak solunum fonksiyonu ve yollarının bozuklukları, kalpte ritim bozulmasına, mide içeriğinin akciğerler kaçması karaciğer ve böbrek hasarları ve 1/1000 olasılıkla ölümle gelişebilir. Yumurta toplam işlemi sırasında karın içi damar, organ ve bağırsaklarda yaralanmalar söz konusu olabilir. Bu tür durumlar yoğun tıbbi bakım gerektirebilir ve hayati tehlike oluşturabilir, buna bağlı olarak organların örneğin; organ kayıpları böbrek yetmezliği beyinsel hasarlar kramp nöbetleri gibi bazen kalıcı zararlar görülebilir. Enjeksiyonlar sonrasında cilt ve yumuşak dokuların zarar görmesi (apse, doku ölümü, sinir veya toplardamarların tahrişi) söz konusu olabilir. Toplardamarda kan pıhtılaşması oluşumu (tromboz) ve bunların önemli organlara taşınması halinde damar tıkanmaları (örneğin; akciğer embolisi, beyin kanaması) gelişebilir. Uzun süre yataktan kalkmayan kişilerde tromboemboli riski daha yüksektir. Yumurtalıkları ilaca karşı aşırı cevap veren hastalarda hiperstimülasyon olarak adlandırılan durum gelişebilir. Karında şişkinlik, ağrı, solunum güçlüğü çekilebilir. Bu durum ağır seyretmesi halinde bu şikayetlerin artması ve hayati tehlikenin gelişmesi mümkün olabilir.
Yapılan tedavisinin sebebine ve anne adayının yaşına bağlı olarak ikinci bir tedavi için geçmesi gerek süre değişiklik göstermektedir. Genç anne adyalarında en az iki adet beklemek gerekmektedir. Fakat ileri yaş vakalarda bu süreyi aza indirmek mümkün olabilmektedir.
Tedavinin denenmesinde üst sınır yoktur. Yumurtalıklarda yumurta gelişimi olduğu sürece deneme yapılabilir.
Yapılacak olan tedavinin çeşidine göre süre değişebilmektedir, fakat ortalama olarak 20-22 gün sürmektedir.
Tüp bebek tedavisinde yumurta gelişmemesi veya kalitesiz yumurtanın oluşması, yumurta toplama işleminde yumurta elde edilememesi, yumurtaların döllenmemesi embriyo gelişmemesi gibi problemlerle karşılaşılabilir.
Her çiftin sağlık durumları farklı olacağından çiftlere uygulanacak tüp bebek tedavilerde farklılık gösterecektir. Başarı şansını arttırmak için Tüp bebek tedavisinde yöntemler teorik olarak aynı olmakla beraber çiftlerin sağlık durumlarına ve gerekliliğine bağlı olarak ilaçlar, ilaç dozajları, ilaç kullanma prosedürleri ve laboratuarda kullanılan yöntemler (İMSİ, İCSİ, mikrotese, Sperm dondurma veya embriyo dondurma gibi) kişiden kişiye farklılık gösterirler.
Miyom yerine, sayısına ve büyüklüğüne bağlı olarak infertiliteye veya düşüğe sebep olabilir. Eğer miyom bebeğin büyüyeceği rahim kavitesine baskı yapabilecek durumdaysa tedavi öncesi alınması gerekir.
Tüp bebek tedavisi uygulanmadan önce Endometrizozis ve/veya endometrioma varsa tedavi öncesi bunlardan kurtulmak gerekir gelişecek olan yumurtanın kalitesi ve gebelik oranları olumsuz olarak etkilenmektedir.
Yumurtalıklarda kist varsa tedavi öncesi iğne ile boşaltılarak tedavi sürdürülebilir fakat kistlerin oluşmaması için uygulama öncesi kullanılacak doğum kontrol hapları ile kistlerden korunmak mümkün olabilmektedir.
Tedavide kullanılan ilaçların bir kısmı hastaların kendi kendilerine dozlarını ayarlayarak yapabilecekleri şekildedir. Fakat kalçadan yapılan ilaçların sağlık kuruluşlarında yaptırılması gerekmektedir.
Tedavide kullanılacak ilaç protokolüne hastanın hekimi karar verir ve daha önceki uygulamalar ve hastanın fiziksel ve hormonal durumuna göre en iyi sonuç verecek tedavi şekli uygulanır.
Embriyo transferi yapılan gün ve ertesi günü istirahatle geçirmek tavsiye edilir. Sürekli yatak istirahati yapmak sırt ve bel ağrılarına kabızlık problemlerinin artmasına ve metabolizmanın yavaşlamasına sebep olabilmektedir. Kabızlık sorunu bizim kesinlikle istemediğimiz bir durumdur. Çünkü transfer sonrası hastanın fazla ıkınmaması gerekmektedir. Kabızlık olduğu durumlarda ilaç tedavisi uygulanır.
Tedavilerde ilerleyen yaşla birlikte gelişecek olan yumurtaların sayısı ve kalitesi olumsuz etkilenmektedir. Yumurtalık rezervi azalmakta ve 35 yaş üstü anne adaylarında kromozomal problemlerin oluşma ihtimali yükselmektedir. Hormon düzeyleri ve fiziksel durumlarına göre genç anne adaylarında da sıkıntılar yaşanabilmekte fakat gebelik oranları genç anne adaylarında daha yüksek olmaktadır.
Ülkemizde sağlık bakanlığının yayınladığı tüp bebek merkezleri yönetmeliği gereğince 35 yaş altı hastalara ilk iki uygulaması için 1 embriyo transferi, üçüncü uygulama için 2 embriyo transferi 35 yaş üstü her uygulamada en çok 2 embriyo transferi uygun görülmüştür.
Hastanın infertilite sebebine ve embriyo kalitesine göre tek veya iki embriyo transferi yapılması başarı şansını düşürebilmektedir.
Hastanın yaşı embriyo sayısı ve kalitesi daha önceki tedavileri ve sonuçlarına göre embriyo transferi 2. 3. veya 5. gün yapılmak üzere değerlendirilerek karar verilir.
Embriyo transferi yapıldığı gün ve ertesi gün yatak istirahati yapılabilir, bol sıvı alınmalı yeşil sebze ve meyveden bol beslenilmelidir. Banyo yapmakta herhangi bir sakınca yoktur cinsel ilişkiden uzak durulmalıdır. Tarif edilen ilaçlar düzenli kullanılmalı ve transfer sonrası 10. gün kanda gebelik testi yaptırılmalıdır.
Tedaviye başlanacak aydan bir önceki ay başlamak üzere doğum kontrol hapı kullanımı yumurtalıklarda kist oluşmaması açısından uygun olabilir.